Dublaj çevirisi

En kısa şekliyle, kaynak dildeki sözlerin, hedef dile senkrona dikkat edilerek aktarılması diye tanımlanabilir. Burada önemli olan, konuşmacının hedef dilde de kaynak dilde geçen süre içinde konuşması, bir başka deyişle “ağzını açıp kapamasıdır.”  Fondaki seslerin de, eğer video veya filmin içeriğini etkileyebilecek önemdeyse, çevrilmesi gerekebilir.

Dublaj çevirisi yaparken, yanlış çevirilerden kaynaklı hatalardan başka, çeviri doğru olsa bile, asıl konuşmacıyla seslendirmeci arasındaki eş-zamanının yakalanamamış olmasından dolayı hatalar da oluşabilir. Bu yüzden çeviri bitince, çevirmenin orijinal filmi-görseli dinleyerek Türkçesini okuması, hecelerin tuttuğundan emin olması gerekir. Heceler tutmuyorsa, aynı anlama gelecek başka kelimelerle çeviri üzerinde değişiklik yapması gerekir. Bunların hepsi zaman alıcı süreçler olduğundan, çevirmenin işinin ehli olması, dil eğitimi dışında, seslendirmeyi birazcık da olsa bilmesi, seslendirmenin yapıldığı stüdyoda birkaç seslendirme izlemesi çok önemlidir.  Tabii ki çevirmene yeterli ücretin verilmesi burada başattır.  Seslendirme çevirisinde duyulan her şey Türkçeleştirilerek yazılır, yani David ismini Deyvid şeklinde yazarız ki, konuşmacı diğerine seslendiğinde "David" demesin. Çünkü bütün seslendirmeciler yabancı dil bilmek zorunda değildirler. Yine çevirmen filmde veya belgeselde yer alan kişileri aşağıdaki gibi listelemek zorundadır. Çünkü o özelliklere göre seslendirme sanatçısı bulunacaktır. Konuşmacı erkek mi, kadın mı, çocuk mu, yaşı kaç gibi. Görüntü dışındaysa bir kişi konuştuğunda (GD), görüntüdeyse (g) yazılır. Yine görüntü dışında konuşan kişi için (VO) kısaltmasının kullanıldığı durumlarda vardır. Türkçeye kafa sesi diye çevrilen Voiceover'ın karşılığıdır bu. Diyelim telefonda konuşuyor sesin filtreden gelmesi anlamında (F) yazılır. Bu özelliklere göre seslendirme yapılacaktır çünkü. Yine konuşmaya başladığı zaman time code girilir. Aşağıdaki örneği inceleyin.

 Ç: (çevirmenin adı soyadı)

Anlatıcı (Frederik): Erkek, 35-45

Elizabet 40-50

Deyvid: Erkek, 40-50

Frederik :

0.00 (gd) 1990’lı yıllarda nörobiyoloji alanındaki hızlı gelişmelerden dolayı bu dönemi beynin on yılı diye adlandırdılar.

Deyvid  :

0.09  (gd) Sinir sistemi bilimi bir alan olarak bilginin çok ama çok hızlı adımlarla toplanabildiği bir noktaya gelecek kadar olgunlaşmıştı.

Dublaj çevirisinde iki aşama vardır. Bir, çeviri aşaması. İki, seslendirme veya kayıt aşaması. Birinci aşama özensiz veya yetersiz olursa, ikincisinden de verim beklenmez. Bu anlamda her iki aşamayı da iyi yapmak gerekir. Kayıt aşaması teknik ekipmandan başka; seslendirme işini bilen, vurgu, entonasyon diksiyon gibi sese ve seslendirmeye ait tekniklerde usta, tiyatrocu veya sanatçıları gerektirir.

Dublaj çevirisinde, altyazıdaki gibi konuşmacının sesi, bu anlamda asıl metin de görülmediğinden, seyirci bir anlamda çevirmenin insafına kalmıştır. Çevirmen bir şeyi yanlış çevirdiyse ve bu fark edilmediyse aynı cümle çeviri boyunca durmadan tekrar edecektir. Örneğin captain kelimesini ele alalım. Hem yüzbaşı hem de bildiğimiz anlamda gemi kaptanı anlamına geldiğinden burada yapılacak bir yanlış filmin çeviri kalitesini doğrudan etkileyecektir. Denizde geçen bir filmde durmadan "Yüzbaşı Ceysın" denmesi izleyicilerde garip bir duyguya yol açacaktır. Body kelimesini ele alalım, birinci anlamı vücut olan bu kelimenin birçok anlamı yanında, ceset anlamı da vardır. Bir cinayet filmi düşünelim, konuşmacı durmadan "adamın vücudu kanlar içindeydi" diyor ama bir bakıyoruz ki ölmüş! Demek ki "cesedi kanlar içindeydi" olmalıydı. Ya da " I got him" diye cümlemiz olsun. Bağlama göre onu anladım veya öldürmüşse "hakladım", yakalamışsa "yakaladım" olarak çevrilebilir bu.  Adamın yakalandığını düşünelim, konuşmacı "onu anladım" derse hiçbir anlam ifade etmez. Şu örneğe bakalım: "Gri ayılar hallerinden memnundular"  "Boz ayılar hallerinden memnundular" İkinci cümlenin daha doğal geldiği aşikârdır. En çok yapılan hatalardan birisi de, coğrafik yerlerin yanlış çevrilmesidir. Bir çevirmenin, coğrafya, tarih ve kutsal kitapları bilmesi, buradaki literatüre hakim olması onu birçok arızadan korur. Dead Sea Scriptures diye bir ifademiz olsun. "Ölü Deniz Yazıları" yanlış. "Lut Gölü Yazıları" olması gerekir. Ya da Damascus görürse Şam, Babylon görürse Babil, Persian Gulf görürse Basra Körfezi diyebilmelidir. Scotland Yard'ı İskoçya Bahçesi diye çevirmemeli, bunun İngiliz Polis Örgütü olduğunu bilerek, dokunmadan olduğu gibi bırakmalıdır. Böyle yüzlerce örnek verilebilir. Kaliteli bir çeviri için, iyi yetişmiş çevirmene, iyi yetişmiş çevirmen için de, çevirmenin insanca yaşayacağı şartlarda kendisine para ödenmesi şarttır.

Genelde çevirinin, özelde dublaj çevirisinin çok acil istenmesi, yayın akışına yetiştirilmesi gereken bir "iş" olması beraberinde bazı zorlukları, sıkıntıları getirir. Çoğu zaman makine gibi çeviri yapan çevirmen, ne araştırma yapmaya zaman bulabilmekte, ne cümleleri gerektiği gibi okuyabilmekte, düzeltebilmektedir. Aracı kurumların bu anlamda sürekli çevirmenin aleyhine çalışması, bu işe yeni başlayan bir çevirmenle, on yıllık olana aynı ücreti vermesi kalitenin aşağılara düşmesine neden olur.  Seslendirme yönetmeni ve seslendirme sanatçısı da bu yayın akışının akışına kapıldığından, ne okuduklarına dikkat etmezler.  Daha önce de belirtildiği gibi yabancı dil bilme zorunlulukları olmadığından, onların çeviride yapılan hataları anlama şansları çok düşüktür. O halde seslendirme aşamasına gelmeden önce, dublaj çevirisinin metni hatasız olmak zorundadır ki, yapılan bir hata o görsel medyada döndükçe tekrar etmesin.