altyazı nedir

Altyazı filmler başta olmak üzere, belgesel, kısa film, televizyon programları yani her türlü görsel malzemedeki seslerin, belli bir kurula göre yazıya dökülmesidir. Peki bu kurallar nelerdir? Nasıl bir altyazı kusursuz olabilir? Bir altyazının ekranda görülme süresi (duration) ile karakter sayısı arasında bir orantı vardır. Yani ekranda görünme sayısı ne kadar kısa olacaksa karakter sayısı, dolayısıyla yazı da o kadar kısa olmalıdır. Altyazının yapıldığı, yaratıldığı programların ayarlarıyla bütün bunlar kolaylıkla ayarlanabilmektedir. Altyazıyı iki bölümde inceleyebiliriz.

Teknik özellikler, biraz giriş yaptığımız gibi, karakter sayısı, görünme süresi, formatı gibi unsurlardan oluşur.

Birçok platformda karakter sayısı 37 ile 42 arasında sınırlanmıştır.

Bir satırda görünecek en çok karakter sayısı 37 veya 42 olabilir.

Altyazı dendiğinde onun yapışık ikizi timecode akla gelir.

Sekiz basamaklı olan time code, konuşmacının konuşmaya başladığı an ile bittiği an arasında geçen süredir diyebiliriz. Bütün konuşmacıların, konuşmaya ne zaman başladığı (in) ve konuşmadan ne zaman çıktığını (out) tespit etme işine spotting denir.

Bazı filmler metinsiz (script) olduğundan, bunların metninin anadilli bir konuşmacı tarafından çıkarılması gerekir.  

Timecode:

01.15.12. 22 şeklinde bir timecode gördüğümüzde şunu anlarız. filmin 1.saati, 15.dakikası 12.saniyesi 22. karesi (salisesi değil!). Pfs'ye (per frame second) göre, bu son basamak 24,25,50 veya 60 olabilir. Ama sinema formatı 24 kare olarak bilinmektedir. Daha çok bu kullanılmaktadır. Dolayısıyla timecode'da her 24 kareden sonra bir saniye gelir, yani sekiz basamaklı timecode'un altıncı basamağı, bizim örneğimizde 12 (12.saniye) 24 kare dolunca 13 olur.  (25 kareyse, 25. 30 kareyse 30.undan sonra bir saniyeye tamamlar) Daha başka bir ifadeyle söylersek, su içen bir adamı düşünelim. Masanın üzerinden bardağı alıp dudağına götürsün, sonra vazgeçip yerine koysun. Bunu iki saniyede yapsın. Masanın üzerinden bardağı dudağına götürmesini 24 ayrı kare olarak fotoğraf makinesiyle çekelim. Bardağı yeniden masaya koymasını da çekelim. Bu da 24 kare olsun. Bu resimleri iskambil kartı gibi art arda koyup kenarlarını kıvırmak suretiyle içine bakarak tararsak, hareket ettiği duygusuna kapılırız, sinema (kinetic/kinema yani hareket) dediğimiz şey de budur. Neden bunu bilmek zorundayız? Çünkü film dediğimizde bu kare (frame) olayı bilinmezse, timecode kavramı anlaşılamaz, o anlaşılamayınca da zamanlaması doğru bir altyazı yapılamaz. Altyazının filme giriş zamanı ile çıkış zamanının kusursuz olması gerekir. Konuşmaya başladığı zaman bir giriş zamanı (in) çıktığı anda da bir çıkış zamanı (out) verilmesine spotting denir. Altyazının kusursuz olmasının en temel şartı bunun milimetrik yapılabilmesidir.

Altyazı ya sadece konuşulan neyse onun yazıya dökülmesidir, ya da yabancı dilde konuşuluyorsa, bunun ilgili ülkenin diline çevrilmesi suretiyle, çeviri altyazısı haline getirilmesidir.

Altyazının ekranda kaldığı süre (duration) ile karakter sayısı arasında  bir orantı vardır. Bir konuşma için diyelim 1 saniye 15 karelik (frame) bir süre olsun.  (24 veya 25 kare bir saniye)

-Hi mate, what is going on here? cümlesine altyazı yazıyor olalım.

-Merhaba dostum, burada neler oluyor? Gibi çevirirsek bunu 38 karakter olur. Diyelim ki bizden bunu isteyen müşteri, şirket ya da film gösteren bir platform üst sınırı (character limitation) 37 karakter olarak belirledi. O halde çevirinin anlamını bozmadan kısaltma (condensation) yapmalıyız.

-Selam, dostum burada neler oluyor? Dediğimizde 35 karaktere inmiş oluyor. Altyazı yapmaya yarayan birçok programda bu ayarlar yapılabildiğinden, karakter sınırı aşıldığında yazılan satırlar kırmızı olarak uyarı (alarm) verir. Yani bunu yazarken düzeltebiliriz.

Altyazı oluşturan, bazıları açık kaynaklı, bazıları ücretli birçok program vardır.

Burada önemli olan bir şey de altyazının formatıdır. En çok kullanılan .srt .txt gibi formatlar olmakla beraber, .stl, .xml .sub, .ssa gibi başka tercih edilen formatlar da vardır. Bu format neden önemlidir? Çünkü dönüştürülmediği sürece bazı oynatıcılar, kendilerinin olmayan formatları tanımazlar ve altyazı görünmez.

İyi bir altyazı oluşturmanın aşamalarını şöyle sıralayabiliriz.

1-Deşifre: Bir filmin, belgeselin, şovun ya da görselin script dediğimiz metni yoksa, önce bu metnin oluşturulması gerekir. Bu metin oluşmadan "sadece dinlenerek" yapılan çeviri sağlıklı olmaz. Bu metnin oluşturulması için o dil hangisiyse, anadili o dil olan biri bunu deşifre etmelidir. Bu kişi aynı zamanda altyazı programı kullanmayı biliyorsa, aynı zamanda spotting de yapabilir.

2-Altyazı-Çeviri: Bu aşama tecrübeli burada anlatılan kuralları bilen çevirmen tarafından gerekli altyazı programı kullanılarak yapılmalıdır.

3-Denetleme (Proofreading): Bir başka çevirmen, çeviriyi orijinaliyle karşılaştırarak (yalnızca Türkçe üzerinden değil!) denetlemeli, kendine göre gördüğü hataları, ikinci bir sütunda tespit etmelidir. Nesnel hatalar dışında, çevirmenin öznel olarak tercihlerine saygı gösterilmelidir.

4-Kalite Kontrol (Quality Assurance): Film parçası üzerinde yer alan, filmin içeriği gerekli önemli olan ve çevrilmesi gereken -örneğin tabelalar (Principal Photography) çevrilmiş mi, filmin yapım sonrası (post production) aşamasında yazılan  yazılar (Burn ins) çevrilmiş mi bunların kontrolünü, üst üste binen yazıların (overlapping) olup olmadığını ve altyazının yaratıldığı programın, müşteriye özel şekilde belirlenmiş (37 veya 42 karakter, üç nokta, rakamların yazılması vb. ölçütlerine uymayan, bu ölçütleri bozan ne kadar hata varsa hepsinin ayıklanmasını içerir.  

Şimdiye kadar altyazının teknik özelliklerine kısaca değinmeye çalıştık. Bir de aslında bir edebi metin olan altyazının ifade edilişi sorunsalı vardır. Bir, doğru bir Türkçeyle çevrilmiş olması gerekir. İki, imla kurallarına uygun olmalıdır. İmla kuralları demişken, büyük platformların Türkçe altyazı kurallarında da ne yazık ki bir standart yoktur.  Örneğin bazıları, bir satırda (box, line) bitmeyen ve ikincide devam edecek olan her yazıdan sonra … (ellipsis) isterken  -Benim yerime sen gitmelisin New York'a…

…-çünkü bunu sen hak ediyorsun. Bazıları sadece virgül koyulması tercih eder. Noktalama işaretlerinde hangi kılavuzun esas alınacağı da ayrı bir sorundur. Çünkü altyazı mantığı açısından olaya bakılırsa, birleşik yazılan kelimeler daha kazançlıdır, neden çünkü köpek balığı'nın ayrı yazılması (TDK), dil mantığı açısından yanlış olması bir yana, bize bir karaktere mal olmaktadır. İmla, rüzgar gibi kelimelerde a'nın şapka giyip giymeyeceği de ayrı bir sorundur. Dahi, dâhi, hala, hâlâ gibi karışacak olanları, şapkasını giydirerek ayırmayı, diğerlerini olabildiğince noktalamasız (bakınız 26 harfli, i den başka noktası olmayan İtalyanca) bir dile ulaşma mantığında, olduğu gibi bırakmayı tercih ediyoruz.

-Halam hala gelmedi cümlesine bakarsak, ikincisinin hâlâ olması mantıklıdır.

İyi bir altyazı çevirisinde, gereksiz (redundant) ifadelerin ayıklanması, tekrardan kaçınılması gerekir. Çünkü altyazı çevirisinin ilk adımı olan transcription (deşifre) yapılırken, bunu yazıya döken (tape eden veya deşifre eden) kişi anadilinde duyduğu bütün sözleri yazmakla yükümlüdür. Hatta close caption (Bakınız Close Caption bölümü) yapılıyorsa, "Ah!" "Uff" gibi nidaları da yazar. Ama biz onu kendi dilimize çevirirken yukarıda bahsedilen kurallar gereği, mümkün olduğunca öz (concise) ifadeler kullanmalıyız.

-Hey Look! Look at me! No! No! No! Oh holy cow! diye bir ifademiz olsun. (Diyelim karşıdan karşıya geçen birine hızla yaklaşan bir otomobil gören biri bunu söylemiş olsun)

Bu 48 karakterlik ifadeyi birebir çevirmeye kalkarsak

-Hey baksana! Bana bak! Hayır! Hayır! Hayır! Ah vay canına! 60 karakterlik bir altyazımız olur iki satıra bölme şansımızın olmadığını düşünürsek (diyelim alt satırda başka biri konuşacak) o halde bunu kısaltmak zorundayız. -Hey bak! Hayır! Vay canına! dersek sorun çözülmüş olur ve anlamdan hiçbir şey kaybetmez. Bu arada dili az bilirkenki yapılan hatalara örnek olarak da bu holy cow ifadesini verebiliriz. Kutsal inek!